VERTEBRAL ARTER DİSEKSİYONLU BİR İNME OLGUSUNDA İNTRA-ARTERYAL TROMBOLİTİK TEDAVİ*
Nilay DEĞİRMENCİ, Seher NAZ YENİ, Naci KOÇER, Civan IŞLAK, Naci KARAAĞAÇ
Background.- The importance of dissections in young stroke
patients have been emphasized currently. Carotis artery dissections are more frequent
than the vertebral artery. The clinical picture of vertebro-basilar artery dissections is
one of an occlusion of intracranial arteries. In this article, the clinical features and evaluation
of a young stroke patient due to vertebral artery dissection and the value of intra-arterial
thrombolytic therapy has been debated.
Observation.- Forty-two years old male patient was brought to emergency
room. The patient had clinical features of a sudden onset brain stem dysfunction. An early CT scan
revealed a hyperdensity over the basilar artery suggestive of a basilar artery trombosis.
In order to find out the etiology and to treat this young onset stroke patient, an angiography
was performed revealing a vertebral artery dissection and a basilar artery trombosis secondary
to this dissection. Three hours after the insult, he was treated with intra-arterial urokinase.
An early recovery was observed.
Değirmenci N, Yeni SN, Koçer N, Işlak N, Karaağaç N. Thrombolytic therapy
in a stroke patient with vertebral artery dissectıon. Cerrahpaşa J Med 1999; 30 (4): 281-285.
GİRİŞ 
Genç yaş serebro-vasküler hastalıkların sebepleri arasında arteryal diseksiyonlar giderek
daha sık tanımlanmaktadır. Diseksiyonlar vertebro-baziler sistemde karotis arter sistemine
oranla daha az görülmektedir.1 Kalıcı sekellerin ve
mortalitenin söz konusu olduğu bu tablonun tedavisinde bugün yaygın olarak antikoagulan
tedavi uygulanmaktadır.2-4 Bu yazıda genç yaşta gelişen
arka sistem inmelerinde vertebral-baziler arter diseksiyonunun olabileceğini vurgularken, böyle
bir olguda, erken trombolitik tedavinin yerinden bahsetmeyi amaçladık.
OLGU 
Öz geçmişinde bir özellik bulunmayan 42 yaşındaki erkek hasta,
ani gelişen baş dönmesi ve dengesizlik yakınmaları ve bu şikayetlerinin başlangıcından
30 dk.sonra sağ tarafta kuvvetsizlik ve solunum bozukluğunun başlaması üzerine, başlangıçtan
bir saat sonra kliniğimiz acil ünitesine getirilmiştir. Acil ünitesinde yapılan ilk muayenede
hastanın şuurunun açık olduğu gözlenmiştir. Sağda yüzü içine alan hemipleji ve solda piramidal
irritasyon bulgularının eşlik ettiği hastanın, konuşmasının dizartrik ve disfonik olduğu gözlenmiş
ve solunumun yetersiz olduğu dikkati çekmiştir. Hastanın yapılan sistemik ve kardiyolojik
değerlendirilmesinde bir özellik saptanmamıştır. Bu esnada yapılan kranyal BT incelemesinde
baziler arterin hiperdensite göstermesi üzerine tromboz gelişiminden şüphe edilmiştir (Şekil 1).
Bu nedenle etyolojiyi tanımlamak amacıyla serebral anjiyografi uygulanmıştır. Anjiyografi
incelemesinde sol vertebral arter V3 segmentinde lümeni daraltan düzensiz konturlu diseksiyonla
uyumlu bulgular (Şekil 2) ve midbaziler tromboz saptanmıştır (Şekil 3). Tromboze segment sağ
vertebral arter yolu ile mikrokateter kullanılarak geçilip yapılan enjeksiyonlarda baziler tepe ve
sol posterior serebral arter (PCA) P1 segmentinde de parsiyel tromboz saptanmıştır (Şekil 4).
Toplam 500000 Ü dozunda ürokinaz intrarteryal olarak uygulanmış ve yaklaşık olarak klinik
bulguların başlangıcından üç saat sonra baziler ve PCA okluzyonları açılarak işleme son
verilmiştir (Şekil 5). İkinci gün yapılan muayenede hastada uykuya eğilim halinin olduğu, solunumun
düzeldiği, sağ hemiplejinin devam ettiği gözlenmiştir. Soldaki piramidal bulgular silinmiştir.
Klinik tablo hızla düzelme içine girmiştir. Oral antikoagulan tedavisi başlanan hastanın, yirminci
günde taburcu edilirken şuurunun açık olduğu, sağda früst hemiparezinin devam ettiği, ancak
yardımsız yürüyebildiği gözlenmiş, solunum, yutma ve konuşma fonksiyonlarının düzeldiği
izlenmiştir. İzlemde hasta günlük normal hayatına dönebilmiştir.
|
Şekil 1. Aksiyel kontrastsız BT incelemesinde baziler
arterde (midbaziler) patolojik hiperdensite görülmektedir
|
|
|
Şekil 2. Sol vertebral arter enjeksiyonunda vertebral arter V3
segmentinde disseksiyona sekonder irregüler lümen daralması görülmektedir
|
|
|
Şekil 3. Sağ vertebral arter enjeksiyonunda midbaziler segmentte
her iki AİCA çıkımından sonra arteryal tıkanma görülmektedir (AİCA: anterior inferior
serebellar arter)
|
|
|
Şekil 4. Tromboze segmentin mikrokateter ile geçilip mikrokateterden
yapılan enjeksiyonda baziler tepe ve sol PCA P1 segmentindeki parsiyel
tromboz görülmektedir (PCA: posterior serebellar arter)
|
|
|
Şekil 5. İntra-arteryal ürokinaz sonrası baziler tepe ve
PCA'da tromboz tümüyle kaybolmuştur
|
|
Rutin hemogramı normal bulunan hastanın biyokimyasal incelemeleri
karaciğer enzimleri dışında normal bulunmuştur. Trombolitik tedavi sonrası yüksek bulunan
karaciğer enzimleri takipte normale dönmüştür. Diğer incelemelerinden FANA, ASO, CRP,
RF, Protein C ve S değerleri normal olarak değerlendirilmiştir. Kardiyolojik açıdan yapılan
değerlendirme ve laboratuar bulguları normal olarak değerlendirilmiştir. Üç gün sonra
yapılan kranyal MR incelemesinde baziler arterdeki tromboza bağlı olarak gelişen perforan
arter etkilenmesi ile ponsun sol bölümünde belirgin olmak üzere bilateral, basis ve tegmentumu
hemen tamamen kapsayan T1'de hipointens, T2'de hiperintens olan iskemik alanlar
izlenmiştir (Şekil 6). Altı hafta sonra yapılan kontrol anjiyografisinde vertebral ve baziler
arterler, posterior serebral arterler ve ana serebellar dallar normal olarak
değerlendirilmiştir. Diseksiyon segmentinde düzensizliğin devam etmekte olduğu ancak
pseudo-anevrizma oluşumu ve/veya luminal daralma saptanmamıştır (Şekil 7).
|
Şekil 6. Aksiyel T2 ağırlıklı MR kesitinde pontin iskemi görülmektedir
|
|
|
Şekil 7. Kontrol anjiyografide vertebral arterin V3
segment disseksiyonunda tama yakın düzeldiği ve baziler arter
dallarında normal dolum paterni izlenmektedir
|
|
TARTIŞMA 
Genç yaşta görülen serebro-vasküler olaylarda (SVO) arteryal diseksiyonlar
giderek daha fazla oranlarda tanınmakta ve bildirilmektedir. Bu konuda yapılmış
çeşitli yayınlarda 40 yaş altı SVO geçiren hastaların % 0.4-20'inde serviko-sefalik
diseksiyon gözlendiği bildirilmektedir.5,6
Serviko-sefalik arter diseksiyonları arter duvarı içersine kanama sonucu gelişir.
Daha ziyade karotis sisteminde izlenen diseksiyonlar, vertebral arterde daha nadir
olarak bildirilmektedirler. Vertebral arter diseksiyonları çoğunlukla travmaya bağlı
olarak ortaya çıkarlar ancak spontan olarak da gelişebilirler. Ayrıca, fibromusküler
displazi, Marfan sendromu, tip 4 Ehler Danlos sendromu, kistik medial nekroz,
hipertansiyon, sigara ve oral kontraseptif kullanımı da diseksiyonlarla ilişkili
bulunmuştur.5-7 Tablonun kadınlarda görülme sıklığı
biraz daha fazladır ve ortalama görülme yaşı 39 olarak bildirilmektedir. Vertebral
arter diseksiyonlarında klinik tablo sıklıkla ani, şiddetli kranyo-servikal
lokalizasyonlu baş ağrısı ile başlar. Bunu biraz gecikmeyle beyin sapına ait iskemik
belirtiler izler.5 İntrakranyal yerleşimli vertebro-baziler
arter diseksiyonlarında beyin sapı infarktı ile ilişkili klinik tablo, olguların
%78'inde görülmekte ve %44 oranındaki hastada ağır sekel bulgular
kalmaktadır.8 Serviko-sefalik arter diseksiyonlarında kesin tanı
klinik belirti ve bulguların serebral anjiyografik görüntüleme ile desteklenmesiyle
konmaktadır. MR anjiyografinin tanıda yeri olduğu bildirilmesine karşın sonuçlar
anjiyografi ile kıyaslandığında MR anjiyografinin diseksiyon ile ilgili bulguları abartılı
olarak verdiği bildirilmektedir. Ekstrakranyal diseksiyon tanısında servikal MR'ın
da yeri olduğu vurgulanmaktadır. Servikal MR incelemesinde T1 ve T2 ağırlıklı
görüntülerde etkilenen damarda akım intansitesi alınamazken, damar cidarında
yarımay şeklinde hiperintens olarak saptanan görünüm mural hematom
alanını gösterebilmektedir.9 Anjiyografik bulgular
değişken olabilmektedir. Karakteristik olarak bilinen intimal flap ya
da çift lümen görünümünün yanı sıra sıklıkla lüminal düzensizlik ya da
giderek incelen daralma ve tıkanma izlenmektedir.10
Ayrıca distal tromboembolilere bağlı arteryal ani kesilmeler disseksiyonlarda da
akut fazda görülebilir anjiyografik bulgular arasındadır.
Arteryal diseksiyonlarda intramural hematoma rağmen, nörolojik tablodan
sorumlu olan trombus oluşumu ve buradan kaynaklanan embolilerdir. Hastamızda
gelişen nörolojik tablodan diseksiyona sekonder gelişmiş baziler arter trombozu
sorumludur. Baziler arter trombozu genellikle ağır bir prognoza sahiptir. Sıklıkla
iskemik belirtiler ponsda yerleşir. Yirmi hastadan oluşan baziler arter trombozu
gelişmiş hasta serisinde, hastaların 15'de koma, ikisinde locked-in sendromu izlenmiş
ve hastaların 15'i takipte ölürken, beşi ağır sekellerle kalmışlardır.11
Kötü prognoz bildiren yazılara karşın sekelsiz iyileşmenin olduğu olgu bildirimleri
de vardır.12
Akut iskemik inmelerde, çoğu arteryal tıkanmalar endojen tromboliz
yolu ile zamanla açılırlar ancak bu rekanalizasyon klinik bir yarar
sağlayamayacak kadar geç olarak ortaya çıkar. Akut iskemik hadiselerde
erken trombolitik tedavinin amacı geriye dönüşümsüz iskemik değişikliklerin
oluşmasını engelleyecek şekilde rekanalizasyonun sağlanmasıdır. Ancak
trombolitik tedavinin yeri halen tartışmalıdır. Myokard infarktüsünü takiben
uygulanan trombolitik tedavilerde rekanalizasyon oranları %60-70 oranlarında
bildirilirken bu oranların serebral olaylarda daha düşük, %40 civarında
olduğu vurgulanmaktadır. SVO'larda arteryal rekanalizasyonun neden daha
düşük olduğu bilinmemektedir. İntravenöz trombolitik tedaviden sonra
gelişen intrakranyal hemoraji riski, yapılan yeni çalışmalarda bilinenin aksine
çok yüksek olmadığı saptanmıştır. Şöyleki 453 hastada erken,ilk 90 dakikada,
intravenöz trombolitik tedavi uygulamasıyla gelişen fatal intrakranyal hemoraji
riski sadece %1 olarak saptanmış, buna karşılık 3 ay sonra nörolojik sekelsiz
hasta sayısı 53 olarak tespit edilmiştir.13
Görüldüğü gibi özellikle ilk 3 saatte uygulandığı takdirde intravenöz trombolitik
tedavi intrakranyal hemoraji riski açısından ek bir risk getirmemektedir.
Ayrıca vertebro-baziler arter tıkanmalarında intra-arteryal trombolitik tedaviyle
ilgili olarak yapılan bir çalışmada erken rekanalizasyonun klinik düzelme ile
birlikte olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada hastaların başlangıçtaki nörolojik
durumlarının iyi oluşu ve ilk dört saat içersinde uygulamanın yapılmış olmasının
prognozla yüksek oranda ilişkili olduğu da vurgulanmıştır. Koma ve/veya
tetraparezinin saatler önce yerleşmiş olmasının trombolitik tedavinin etkinliğini
azalttığı söylenmektedir14 Yüksek oranlarda
ağır sekel ya da mortalite ile seyredebilmesi nedeniyle ve erken dönemde acil
ünitemize getirilebilmiş olmasından dolayı bu hastada, tercih edilen tedavi
intra-arteryal tromboliz olmuştur. Erken dönemde tromboze segment rekanalize
edilmiş, tromboza neden olan vertebral arter disseksiyonu saptanmış ve kontrol
MR incelemesinde muhtemel olarak ödeminde MR görüntülerinde patolojik
intansiteye katkıda bulunduğu ponsdaki iskemik odakta regresyon saptanmıştır.
Radyolojik olarak izlenen bu düzelmelere klinik olarak iyileşme de eşlik etmiştir.
Hasta normal hayatına dönebilmiştir.
Bu yazıda bir olgu aracılığıyla genç yaş serebro-vasküler olaylarında arteryal
diseksiyonların etyolojideki yerini ve erken dönemde uygulanan endovasküler
trombolitik tedavinin yüz güldürücü olabildiğini tartıştık.
ÖZET 
Genç yaş serebro-vasküler olaylarında diseksiyonların etyolojideki yeri giderek
daha önem kazanmaktadır. Daha ziyade karotis sistemine ait görülen diseksiyonlar
vertebral arterde seyrektir. Bu yazıda vertebral arter diseksiyonu gelişmiş
serebro-vasküler olaylı bir hastanın klinik öyküsü, tanıya gidişteki aşamalar
ve erken intra-arteryal trombolitik tedavinin uygulamadaki yerinin vurgulanması amaçlanmıştır.
Kırkiki yaşında bir erkek hasta ani olarak gelişen inme ile acil ünitemize
getirilmiş ve yapılan kranyal BT tetkikinde baziler arter trombozu varlığından şüphe
edilmiştir. Klinik özellikleri ile beyin sapı yetersizliğini düşündüren hastaya tanı
ve gerekirse tedavi amacıyla anjiyografi yapılmış ve hastada vertebral arter
diseksiyonu ve buna sekonder baziler arter trombozu saptanmıştır. Klinik
bulguların başlangıcından üç saat sonra baziler arter trombozu intra-arteryal
ürokinaz yardımı ile endovasküler olarak rekanalize edilebilmiştir. Hastada
hızlı bir düzelme izlenmiştir.
KAYNAKLAR 
- Hart RG. Vertebral artery dissection. Neurology (NY) 1988; 38: 987.
- Chapleeou CE, Robetrtson JT. Spontaneous cevrvical carotid artery dissection:outpatient treatment with continuous heparin infusion using a totally implantable infusion device. Neurosurgery 1981; 8: 83.
- Fisher CM, Ojemann RG, Roberson GH. Spontaneous carotid dissection. Headache 1982; 22: 60.
- Mc Neill DH Jr, Dreisback J, Marsden RJ. Spontaneous dissection of the internal carotid artery: Its conservation management with heparin sodium. Arch Neurol 1980; 37: 54.
- Saver JL, Easton JD, Hart RG. Dissections and trauma of cervicocerebral arteries. Stroke. Ed. Barnett HJM, Mohr JP, Stein BM, Yatsu FM. Second edition. New York, 1992; 671-688.
- Biller J, Hingten LW, Adams PH. Cervicocephalic arterial dissections: a ten year experience. Arch Neurol 1986; 43: 1234-1238.
- Arunodaya GR, Vani S, Shankar SK et al. Fibromuscular dysplasia with dissection of basilar artery presenting as locked-in syndrome. Neurology 1997; 48: 1605-1608.
- De Bray JM, Penisson B, Dubas F. Extracranial and intracranial vertebrobasilar dissections. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1997;63: 46-51.
- Tekin S, Bingöl CA, Aktan S. Gençlerde inme nedeni olarak servikosefalik arter diseksiyonu. Beyin Damar Hastalıkları Dergisi 1996; 2: 55-61.
- Zuber M, Meory E, Meder JF. Magnetic resonance imaging and dynamic CT scan in cervical artery dissections. Stroke 1994; 25: 576-581.
- Archer C, Horenstein S. Basilar artery occlusion: Clinical and radiological correlation. Stroke 1997; 8: 383-390
- Caplan L. Occlusion of the vertebral or basilar artery.Stroke 1979;10: 277-282.
- Grond M, Stenzel C, Schmülling S et al. Early intravenous thrombolysis for acute ischemic stroke in a community-based approach. Stroke 1998; 29: 1544- 1549.
- Gönner F, Remondo L, Mattle H et al. Local intra-arterial thrombolysis in acute ischemic stroke. Stroke 1998; 9: 1894-1900.
- Anahtar Kelimeler: Vertebral arter, Diseksiyon, Trombolitik tedavi;
Key Words: Vertebral artery, Dissection, Thrombolytic therapy;
Alındığı Tarih: 18 Mayıs 1999; Dr. Nilay Değirmenci, Dr. Seher Naz
Yeni, Dr. Naci Karaağaç: İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı;
Dr. Naci Koçer, Dr. Civan Işlak: İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim
Dalı; Yazışma Adresi (Address): Dr. N. Değirmenci, İÜ Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, 34303, Cerrahpaşa, İstanbul.
|
|