Milletler
egemenliklerini geçici olarak da olsa verecekleri
meclislere dahi lüzumundan fazla güvenmemelidir. Çünkü meclisler
bile istibdat (keyfi hareket) edebilirler. Ve bu
istibdat, şahsi
istibdattan daha öldürücü olabilir. Bunun için meclisler
belirli zamanlarda yenilenir. Bu sayede milli egemenlik
daha daha emniyetli, esas ve şartlara
bağlanmış olur.
Meclisler uygun görülenden fazla uzun süre devam
ederse, bu takdirde vekillerle temsil edilenler arasındaki
görüşler
birbirinden ayrılmaya ve bağlar çözülmeye
başlar.
Nihayet vekiller başka şey,
temsil edilenler başka şey
düşünmeye
başlarlar.
Efendiler!
Meclisler belirli devre içinde vazife yaparken dahi
vekillerle temsil edilenler arasında önemli konularda
da anlaşmazlık
meydana gelemez mi? Bu da olmayacak şey
değildir.
Meclislerin öyle kararları olabilir ki, kararlar
gerçekten milletin hayatında tedavisi mümkün olmayan
zararlar meydana getirebilir. Bu da başlı başına
bir sorundur. Bu hususta da yasal önlemler lazımdır.
Millet her ihtimale karşı egemenliğini
korumak zorundadır. Bu hususta yapılagelen şey
tekrar milletin genel oyuna başvurmaktır.
Bugünkü meclisimiz milli egemenliğin âşığıdır.
Bundan sonrakilerin de öyle olcağına şüphem
yoktur. Bunlar elbette bu gibi önlemleri tam olarak
bilirler (1923).
(Arı İnan,
Gazi M.Kemal Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları,
1982)

Ulu Önder
Atatürk ve silah arkadaşları tarafından,
Ulusal
Kurtuluş Savaşımızın ve Demokratik Laik Cumhuriyetimizin
temelinin atıldığı 19 Mayıs 1919’da aldığımız özgürlük
ve tam bağımsızlık meşalesini gittikçe artan bir
ateşle yakmaya devam ediyoruz. Ulu Önderimizin Gençleri;
yurduna ve Cumhuriyet kazanımlarına yürekten sahip çıktığını dün
gösterdiği gibi bugünde göstermiştir. Sonsuza kadarda
göstereceğine inancım sonsuzdur.
Prof.
Dr. Halil YANARDAĞ
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı